03 Temmuz 2005
Dil Birliği Sağlanmalı
İstiklâl Marşı’nı anlamayan milliyetçiler, Nutuk’u anlamayan Atatürkçüler, dedeyi anlamayan torunlar türedi.
Bir milletin fertleri milli dilleriyle anlaşabilirse, süper güç olma yolunda ilerler. Mektebe okul, talebeye öğrenci diyerek Arapça kelimeler atıldı; Latince kelimeler onların yerine konuldu. Asya’ya ait kelimeler atılıp Avrupa’ya ait kelimeler alınmakla ilerici olacağımızı zannettiler. Neticede ilerici olanlar bizi geri bıraktı. Dilimiz o kadar basitleşti ki 300 kelimeyle konuşulmaya başlandı. Ortaokul öğrencisi ‘tenkit’ kelimesini, ‘imtihan’ kelimesini anlamıyor. Radyo, tren, televizyon Avrupa’ya ait kelimelerdir. Dükkân levhaları, şirket isimleri Avrupa’ya ait. Avrupa’nın ilmini ve tekniğini alsaydık başarımız büyük olacaktı. Avrupa’nın hatalı yönlerini aldık. Meyhaneler, barlar Avrupa’nın çürük taraflarıdır, zayıf ülkeler güçlü olan ülkeleri taklit eder, fakat taklitçiliğin de bir şerefi vardır.
Dildeki değişiklik bir medeniyetten diğer medeniyete geçme anlamı taşır. İslam medeniyetinden Avrupa medeniyetine geçmeye çalıştık. Avrupalılar, “Kapitalizmin ruhu Hıristiyanlıktır” derken biz kapitalizmi aldık, Hıristiyanlığı almadık; İslamiyet’i ihmal ettik, ekonomimiz dinsiz kaldı. Medeniyetin ruhu dindir, dinle medeniyet birbirinden ayrılırsa ikisi de anlaşılmaz. Midemiz gıda istediği gibi beynimiz ilim ister, kalbimiz iman ve ibadet ister. Bunlardan birini aç bırakırsak huzursuz oluruz.
En güzel şehirlerde en büyük günahlar işlenir. Günahlar manevi dünyamızın yaralarıdır. Günahlardan biri, bir insanı perişan etmeye yeter. Haramda hayır yoktur.
Şimdi ‘dini kitaplar’ tabiri yaygınlaşıyor; halbuki kitabın dini olmaz. İlim Allah’ın sıfatıdır. Okul ders kitaplarının bütünü bize Allah’ı anlatır. İlmin yönünü saptıranlar vardır, Kur’an ilmin doğru hedeflerini gösterir. Tabiat bir kitaptır, kâtip olamaz; tabiat yaratılmıştır, yaratan olamaz. Tabiatçılık Avrupa’da ‘natürizm’ ismiyle din haline gelmiştir. Müslümanlar natürizmden, tabiatçılıktan şiddetle kaçınmalıdır. Okul ders kitapları Allah’ın yarattıklarını anlatır. Allah’ın yarattıklarını anlatan kitaplar dinsiz olamaz.
Okul ders kitaplarında ne kadar kanun, formül varsa bunların bütününü yaratan Allah’tır. İlim adamları o kanunları bulmuştur. Mesela Arşimet kanunu, suların kaldırma kanununu anlatır. Suları yaratan Allah sulara kaldırma kanunu koymuştur. Arşimet bulmuştur. Allah’a inanmak ilmin ve aklın gereğidir. Allah elden göz yaratmış görüyor, elden dil yaratmış problem çözüyor. Bugünkü medeniyet insan aklının gereğidir. Bize bu aklı veren Allah’tır. Medeniyet de Allah’ın bir lütfudur. Binlerce yıl evvel yerin üç bin metre altında petrolü yaratarak bizim istifademize sunan Allah, medeniyetin temellerini atmıştır.
İslamiyet’ten uzaklaşan insanlar hurafelere daldılar. İslamiyet gerçekleriyle öğretilmezse hurafeler yaygınlaşır. Canlılar içinde din sahibi olan sadece insandır. Okuyan, göz veren Allah, okunacak kitabı göndermiştir, o da Kur’an’dır. İnsanın organlarıyla din bütünleşir; bu sebepten insan her organını Allah’ın emaneti bilmeli, Allah’ın emirlerine uygun çalıştırmalı. Allah için öğreniniz, Allah için çalışınız, O’nun rızası dahilinde yaşayınız. İslamiyet dünyamızı ve ahiretimizi cennet eden bir dindir.
Haramlar bataklıktır, oraya düşenler kaybolur giderler. Yazılanlar okunmalı, okunanlar anlaşılmalı; yani dil birliği sağlanmalı ki millet olmanın üstünlüğünü yaşayalım.
“Her yerin hasreti ümidi sensin / Sensin karanlığı boğacak tek din.
Ahenkler güzeller bütünü mümin / Zaferler baş tacı Kur’an olacak.”
(Hekimoğlu İsmail - 02.07.2005)
ÇOKTAN SOBELEDİ
İçimde hep saklamaya çalıştım
Çocukluktan kalma masum bakışlarımı
Ne kadar büyüsede duygularım
Bir elma şekerine hala gülümserim
Hababam Sınıfı'nı seyrederken
Hep ağlayacak bir yanı vardır benim için
İçli içli çalan bestesinde
Büyümek zor geliyor aslında yüreğime
Gitgide yara almak
Yüze gülerken arkadan konuşanlara
Arkadaş demek
İçimi acıtıyor
Küçük sıralarda ki arkadaşlarımı düşündükçe
Zaman ne kadar da acı
Renkler gitgide daha koyu
Ayrılıklar daha da kor gelir oldu uykusuz saatlerde
Nerde olduğumu bilemez oldum kalabalık sokaklarda
Aynada tanımaz oldum kendimi
Ruhumla görüntüm arasında
Mavi bir ip atıyorum
Eski bayramlığımın ucundan
ve bakıyorum yüzümdeki kırışıklıklara
görüyorum
Hayat çiziyor beni bir kez daha
Çocukluğumu özlüyorum
Hani şu yara bere dizlerimi
Pamukhelva yapışmış suratımı
Evde suç işlediysem
Saklandığım kapı arkasını
oysa çoktan sobeledi hayat
(Arzu Altınçiçek)
YÂ RABBÎ
Sular azgın çağladı
Nefse gem vurmaktan yana
Hünerim yok ya Rabbî
Kirpiğime dokunmadı
Rahmet yüklü bulutlar
Seccadeyi sele veren
Seherim yok ya Rabbî
Aşkı şahit edemedim
Son gönül cemresine
Ehli dilin rahlesinde
Değerim yok ya Rabbî
Günahkâra merhamet kıl
Abâd eyle kulunu
Kıbleden başka menzile
Seferim yok ya Rabbî
Ecelim karşıma gelmiş
Haberim yok ya Rabbî
Bu ne gaflet ne sefahat
Kederim yok ya Rabbî
Bir zerre lütfun bile
Bahtiyar eyler bizi
Senden başka sığınacak
Bir yerim yok ya Rabbî
Umarım ki o gül varken
Gönül hüzünlü olmaz
Ve sen varsın sığınacak
Bir yerim yok ya Rabbî
Umarım ki o gül varken
Gönül hüzünlü olmaz
Ve sen varsın habibin var
Kederim yok ya Rabbî
Rahman ve rahîm sensin
Kelamın var ya Rabbî
Rasûl-i Zîşan’dan başka
Rehberim yok ya Rabbî