Yapraklarının arasına şöyle iki yaprak koymalıyım ey günlük!
1
2
Bu kadar işte...
22 Temmuz 2005
Büyümüş de yok olmuş
Yemyeşil kırlardaa bir yavru geyik varmış. Annesinin yanımda hoplaya zıplaya oynarmış. Miniminicik miniminicik miniminimin.." En son ne zaman bu şarkıyı söyleyen, yada söyleyebilecek kadar çocuk bir çocuk gördünüz? Ben en son ne zaman gördüğümü hatırlamıyorum bile. Ayrıca bu tür geyikli yeşillikli, gerçek çocuk şarkılarını söyleyebilecek çocuklar var oldu mu ondan bile şüpheliyim. Belki de bir zamanlar bu şarkıları söyleyen çocuklar bir halisunasyondur. Şimdiki çocuklarla, o bir zamanlar hem içiyle hem dışıyla çocuk olmuş çocukların arasındaki fark o kadar büyük ki, o öyle "Biir elimde beş parmak, biiir elimde on parmak, saaay bak saay bak saaay bak" diye şarkı söyleyen bir çocuğun olabilme ihtimali artık neredeyse sıfır. Bugünki bir çocuk, bu şarkıları söyleyen bir çocuk görse "Anne bu salak mı? Şarkıya bak ya, tam gerizekalı" der. Yada çocuğunuza oyuncak alacaksınız "Aaa, oğlum bak burda ne vaar. Ayy ne güzel kamyon, alalım mı?". "Yaa anne varyaa rezil ettin beni yaa, yavaş yaa. Çocukmuyum ben yaa" gibi ruhu bedeninden çok büyük laflar eder. Hele hele çocuğunuzu eski çocukların korktuğu şeylerle korkutmaya çalıştığınızı bir düşünün. "Bana bak, bitecek o ıspanak. Hah çağırıyorum öcü geliyo bak, heeehh yesin seni. Öcüü öcüü". "Ne öcüsü yaa. Kafamı buluyon anne benle. Öcümüş, Hayret bişeyya, sanki çocuk ben yaa" gibi ruhu bedeninden çok büyük laflar eder. Hele hele çocuğunuzu eski çocukların korktuğu şeylerle korkutmaya çalıştığınızı bir düşünün. "Bana bak, bitecek o ıspanak. Hah çağırıyorum öcü geliyo bak, heeehh yesin seni. Öcüü öcüü". "Ne öcüsü yaa. Kafamı buluyon anne benle. Öcü müş, Hayret bişey ya, sanki çocuk kandırıyosun ha" diye cevap verdiğinde, çocuğunuzun sizden bile büyük olduğunu farkedeceksiniz. Eskiden beyaz fistolu gömlekli, pileli etekli sonra lacivert pantolonlu, kısa saçlı çocuklar yanyana durup sallana sallana avazları çıktığı kadar "Hooroozumuu kaçırdılaaar, damdan daamaa uçurduuular, suyuna da pilaaav pişirdileer, geh bili bili" diye şarkı söylerlerdi. Şimdi bir tek çocuğa bu şarkıyı söyletmeye çalışabilir misiniz. Hepsinde "Uff ya, rezilliğe bak. Çocuk muyum ben yaa. Gerizekalı gibi horozumu kaçırdılar pilavımı kaçırdılar, öff ne saçma" der. E aşkımsınn, çikolata aşkımsın, limonata meşkimsinn diye bas bas söyleyebilen bir çocuğun, kaçırıldıktan sonra damdan dama uçurulan bir horozla ve de pilavıyla ne işi olsun. O zamanki çocuklar bir gün eve gelip dolabı açıp, ilacı da şeker sanıp, yeyip yeyip bitirerek zehirlenebilecek kadar yaşına uygun davranabiliyordu. Öyle de bir saflık hakimdi. Şimdi ki çocuk sadece bu şarkıyı duyduğunda bile "Beyinsiz işte, salaak n'oolcak. Hapla şekeri karıştırıyo. Hem ben şeker yemiyorum di mi annee, dişlerimi çürütür, sonra büyünce manken olamam di mi annee" "Evet kızım hadi sus istersen". Biz bile, tv'de çocuk programlarında, mesela çocuğa "Uzaylı var mıdır sence?" diye sorulduğunda "Evet vaaar. Bööle antenleri vaar, soona gözleri uzuun, soona bipbipp diyolar soona.." diyen bir çocuk gördüğümüzde, "Ya bu gerizekalı galiba, iyy ne saf şey" diyebiliyoruz. Yani gerçekten çocuk gibi olan, yaşına uygun davranan çocuklar bizim gözümüzde bile kıt akıllı ve saftrik damgası yiyor. Yahu halbuki o bir çocuk. Mantıksız konuşabilme yaşıdır çocuk olmak. Çocuk kendi hayal dünyasında yaşadığı için çocuktur. Kendi dünyasında yaşaması ve olayları o dünyaya göre yorumlaması onun gerizekalılığından değil tamamen çocukluğundandır. Masallara mantıklı bakmak kadar saçmadır bu yargılama. "Anne çikolatadan ev vaar, ne güzeel bende istiyoom". "Saçmala kızım. Mütahit o kadar çikolatayı da nerden bulmuş da yapmış o evi. Acıktın sen acıktın. Gel ben sana biraz pırasa ısıtayım". Aynı soru zamane çocuklarından birine sorulduğunda "Uzaylı var mıdır Fosuralp?". "Ne uzaylısı ya. Hayır yok. Hepsi atmosferdeki ışık yansımaları onların. Ha bide işte Amerikanın uzay projeleri. Sıradaki soru neydi?". "Ama Fosuralpçiim bir sürü gören varmış uzaylıları. Peki buna ne diyosun?". "Yok dedimmm yoook, zorlamı var dicez yaa" cevabını duyan bir büyük "Afferimm bee, ne akıllı çocuklar varyaa. Bizim gerizekalı olsa hemen 'Var tabii ben gördüm. Böölee yeşildi, bidibidi' ötüyodu derdi salak" gibi kendi yaşının getirdiği mantıkla çocuğunun yaşının ruh halini aynı kefeye koymaya kalkarak kendi çocuğunu da telef eder. Sonra nerde öyle "Aç kaapıyıı beeezirgaaan başıı, kapı hakkı nee verirsiin" diye oyunlar oynayabilecek çocuklar. Nerde "Yağ satarım bal satarım’lar. Ellerde cep telefonları, saçlar dimdik, daha o yaşta o beni seviyo şu şunu aldatıyo muhabbetleri dillerde. Böyle sanki çok gün görmüş geçirmiş makamlarda söylenen şarkılar. Geçenlerde 7,8 yaşlarında bir kız çocuğunu "Ama evlisiiin benim değilsiiin" diye şarkı söylerken gördüm. Olsun be kardeş, bak daha çok gençsin, giderse gitsin, başkasını bulursun diyesim geldi, içim ürperdi. Tamam belki o sadece sürekli bunları duyduğu için manasını anlamadan söylüyor ama neden manasını kendi içinde yaşayabileceği yaşına uygun şarkılar söylemiyor yada ne bileyim neden susmuyor. Artık ne mini mini kuşlar pencereye konuyor, ne yavru geyikler yemyeşil kırlarda anasının peşine takılıp hoplaya zıplaya gidiyor, ne de damdan dama uçan bir horoz var. Horozu kaçırıp fidye isteyebilen, yavru geyiğe de "Geyik yapma len" şeklinde saçma, boş muhabbet sıfatı yakıştırabilen bir zihniyet hakim. Dandini dandini danstana, danalar artık girmiyor bostana…
(Mine Sota / 29 Nisan-5 Mayıs 2005 / Gerçek Hayat)
Kaydol:
Yorumlar (Atom)