19 Eylül 2005

Ölüm meleği sizi buluncaya kadar…

Son birkaç gündür hayattan bıktığını dile getiren, artık yaşamak istemediğini söyleyen kişilerden benzer içerikte mailler aldım.



Bazıları da yazdığım yazılar için teşekkür ediyordu. En kötü hissettiği anda yazımın, bir arkadaşı tarafından kendisine gönderildiğini ve hayata tekrar göz atmak istediğini söyleyen birkaç kişi de var mail gönderenler arasında…

Hayat aslında bazen hepimize sırt çeviriyor sevgili okurlar!

Sanmayın ki siz bir yerlerde kahır ve ızdırap çekerken, diğerlerinin bir eli yağda bir eli balda, keyif çatıyor. Dışardan bakınca iyi görünen nice hayat var ki, yakından tanıdığınızda kan ağladıklarına şahit oluyorsunuz.



Hayat herkese belki tam olarak eşit değil ama “adaletli” davranıyor…



Ben öyle inanıyorum…

…evet… hayatta muhteşem bir adalet olduğuna inanıyorum…

Çünkü bana göre yeryüzünü, yerin altındakileri, üstündekileri, bu dünyayı, bu dünyanın öncesini, bu dünyanın sonrasını ve bizim bilmediğimiz daha nice nice nimetlerin tamamını yaratan bir yaratıcı var. Ve her şey ama her şey ince bir düzen içinde yaratılmış…



Bu yaratılışın akıl almaz düzenini görememek, körlükten veya nankörlükten başka bir durum değildir…



Görmüyorsa… ya göremeyecek kadar meşguldür… ya da görmek istemeyecek kadar nankör!

Aynı imkan ve olanakların her birimizde tek tek aynı olduğunu düşünüyorum da… iyi ki yok…



Hepimiz aynı oranda zeki…

Hepimiz aynı oranda becerikli…

Hepimiz aynı oranda cesur…

Hepimiz aynı oranda korkak…

Hepimiz aynı oranda güzel…

Hepimiz aynı oranda çirkin…

Farklılıklarımız bizi biz yapıyor aslında… bir arkadaşıma oranla daha zekiyken, öbür arkadaşıma oranla daha çirkin, başka bir arkadaşıma oranla daha başarılı, küçük kardeşime oranla daha şanssız, büyük ablama oranla daha zayıf, anneme oranla daha az sevilen, babama oranla daha az bilgili, teyzemin çocuklarına oranla daha aklı başında, öğretmenime oranla daha sabırlı, komşumuz Ayşe teyzeye oranla daha becerikli, bakkal Rüstem Amcaya oranla daha genç, her gün tvlerde gördüğümüz manken kızlara oranla daha kısa boylu, iş arkadaşıma oranla daha hızlı çalışan, evdeki kuşlarımıza oranla daha fazla yemek yiyen…vs. birisiyim işte!

Ne güzel! Her şeyim herkesinkine benzeseydi? Seri üretim insanlar gibi olurduk resmen…

Oysa bizler seri üretim değiliz…

Hiçbirimizin gribi yaşama biçimi bile birbirine benzemezken, nasıl olur da hayatlarımız, şartlarımız, olanaklarımız birbirine benzer…

Burada içinde bulunduğumuz durumla barışmaktan söz ediyorum sevgili okurlar!

Bazı okuyucularımızın, benim bir elimin yağda bir elimin balda olduğunu zannetmesi, gerçekten öyle sandıkları gibi bir hayat yaşadığım anlamına gelmiyor.



…demek ki yaşadığım onca sıkıntı ve gerginliğe rağmen, hayatımda bir iyilik hali oluşturup, bulunduğum yerden devam etmeyi becerebiliyorum. Sizlerin de aynı şekilde bir bakış açısı kazanmanız için de tecrübe ve bilgi birikimlerini kaleme alıyorum… aslında tam kaleme de değil… tuş’a alıyorum… :)



Sevgili okurlar!



Hayat hiç kimse için yağlı ballı değil bence… yağ-bal denince akla hep maddi zorluklar geliyor ama… parası olanlar mutlu olsaydı, Prenses Diana’nın adı “Mahzun Prenses”e çıkmazdı… ilke ve prensipler olunca inanın ki, en sıkıntılı anlar bile, Allahın izniyle “RAHMETE” dönüşüyor.

Bizler iyi ki inanıyoruz… bence iyi ki Allah’a ve yaşadıklarımızın bizim için birer İMTİHAN olduğuna inanıyoruz. Birçok yerde bu inanç, işimizi kolaylaştırıyor.

Ölümü sıkça ananlar, hayattan bıkanlar, ölüp de bir an önce bu hayattan kurtulmak isteyenler!



Acele etmeyin… ölüm nasıl olsa gelip bir gün sizi bulacak…



Bizler biliyoruz ki Allah’ın verdiği ömür ne bir saniye uzar ne de bir saniye kısalır. En istediğimiz anlarda ölüm meleği gelip bizi bulmaz… kendisine bildirilen vakit ve saat geldiğinde, o da işini yapar ve canımızı alır…



…hem zaten ölüm meleği, biz davet edince, “Hadi gel artık… yaşamak istemiyorum… al beni…” deyince gelip almaz…



Zamanını bekler…



Ölüm meleği sizi buluncaya kadar, size verilen vakti çok iyi değerlendirmeye bakın bence… nasıl olsa gelecek bir gün… hiç birimiz dünyaya tamamen kalıcı olmak için gelmedik…



…hiç beklemediğimiz bir anda zaten gelecek…



O nedenle bence siz, yaşadığınız zorluklar ne olursa olsun, hayatta kalmaya gayret edin… başkalarıyla kıyas yapıp, kendinizi sürekli aşağılık bir durumdaymışsınız gibi hissetmekten vazgeçin…



Çünkü insanın içinde bulunduğu durumu “aşağılık” hale getiren “şartlar”ı değil; şartları oluşturan “Yaşam prensipleri”dir.



“Ben böyle değildim, yaşarken oldum” arabesk bir yaklaşımdır… aç kalabiliriz, açıkta kalabiliriz ama; bunların hiçbirisi bize ait olmayanı, başkasından çalmamız gerektiği anlamına gelmez… yani “açlık beni hırsız yaptı, şartlar böyleydi” diyemeyiz… ya da “hayattan bıktım, kendi kendimin katili oldum” da diyemeyiz… böyle bir hakkımız yok… şartları, yaşam prensiplerimizle, inançlarımızla, dualarımızla ve çabalarımızla değiştirme yetisine ve becerisine sahibiz…



Allah hepimizi, her türlü olayla baş edebilecek ve zorluklardan kurtulabilecek bir donanımla yaratmış…



…aksini düşünemiyorum bile… merhametlilerin merhametlisi olan Allah(cc), yarattığı kuluna eziyet eder mi?



Sevgiyle kalın…



(Psikolog&Psikoterapist Mehtap Kayaoğlu mehtapkayaoglu@hotmail.com)