16 Temmuz 2005
Ezan
Evet. Bazı "koca kafalı"larımızın birtakım iddialarının aksine bu da oluyor; ezan istenmiyor!
Peki ezan nedir ve ne değildir?
Ali Bulaç 16 Temmuz 2005'de bu konuyu işlemişti makalesinde...
Kuşadası’nda yörenin sakinleri olmayan tatilciler, günde beş kere okunan ezanın kendilerini rahatsız ettiğini söyleyip jandarmadan ezanın yasaklanmasını istemişler. Hakikaten çok garip ve üzücü bir olaydır bu! Ezanla ilgili bazı bilgileri hatırlamakta yarar var:
«Ey imân edenler, cuma günü namaz için çağrı yapıldığı zaman, hemen Allah’ı zikretmeye koşun ve alışverişi bırakın. Eğer bilirseniz, bu sizin için daha hayırlıdır.» (62/Cuma, 9). Ayette geçen «Namaz için çağrı», namaz vaktinin geldiğini bildiren ezandır. Kur’an-ı Kerim’de «ezan» kelimesi ‘bildiri’, ‘ilam’ anlamında kullanılır (9/Tevbe, 3). «Nida» anlamında ezan, bu ayetten başka 5/Maide, 58. ayette geçer. «Müezzin» seslenen, çağıran kimse demektir (5/A’raf, 44; 12/Yusuf, 70).
Ezan, hicretin birinci yılında, Mescid-i Nebevi’nin yapımı bittikten sonra emredildi. (Ebu Davut, Salat, 27-28). Ezan okumanın amacı namaz vakitlerinin bildirilmesi ve Müslümanların namaza çağrılmasıdır. Kaynakların verdiği bilgilere göre, namaz vakti geldiğinde, mü’minlerin namaz için toplanmalarını sağlamak amacıyla çeşitli yöntemler düşünüldü. Çan çalınması, boru öttürülmesi, ateş yakılması veya bayrak asılması gibi. Ancak bunların hiçbiri kabul görmedi. Çan Hıristiyanların, boru Yahudilerin, ateş Mecusilerin taklit edilmesi demekti. Rivayete göre Abdullah b. Zeyd b. Sa’lebe ve daha sonra Hz. Ömer, rüyada namaza nasıl davet edileceğini görmüş, onlara ezan öğretilmiştir. Abdullah b. Zeyd, rüyasını Peygamber Efendimiz (sas)’e anlatınca, o da Bilal-i Habeşi’ye namaza çağrı için olan ezanda okunacak cümleleri ikişer, ikamette ise birer kere okumasını emretti. (Buhari, Ezan, 1; Müslim, Salat, 1; Ebu Davut, Salat, 17). Şekil itibarıyla ezanın, dinin vaz’ında hiçbir rolü olmayan bir insanın, bir sahabenin gördüğü rüyanın referans alınarak tespit edilmiş olması anlamlıdır. Ezan, Abdullah b. Zeyd’in gördüğü rüya üzerine Sünnet’le emredilmiş, Kur’an tarafından teyit edilmiştir. Ezan İslam’ın en önemli şiarlarından biridir. Peygamber Efendimiz (sas) ezan ve müezzinle ilgili şöyle buyurmuştur: «Namaz vakti geldiğinde, içinizden birisi sizin için ezan okusun. En yaşlınız da imam olsun.» (Buhari, Ezan, 17-18; Nesai, Ezan, 8). «İmam cemaate kefildir, müezzin güvenilir kimsedir.» (Ahmed bin Hanbel, Müsned, ll, 232). «Müezzinler, kıyamet günü, insanların sevabı en çok olanlardır.» (Müslim, Salat, 14).
Ezanla Allah’ın birliği, Peygamber Efendimiz’in risaleti ve namaza çağrı üzerinden ahiret inancı teyit edilmekte, mü’minlere hatırlatılmaktadır. Ezan aynı zamanda bir özgürlük ve kurtuluş çağrısıdır. «Felah (Hayya ale’l-felah )»ın tekrarı bunun teyididir. İlk ezanı İslamiyet’ten önce siyahi bir köle olan Habeşli Bilal’in okuması anlamlıdır. Şüphesiz Bilal’in sesi güzeldi, ama özgürlüğe susamış insanların da simgesiydi. Ezanı ilk defa onun okuması baskı altında yaşayan, özgürlükleri ve onurları elinden alınan insanlara İslamiyet’in cemilesi, ezanı ilk okuyan kişi üzerinden özgürlüğe ve insan onuruna göndermede bulunmasıdır.
Ezan günün her saatinde ve hatta her anında İslam’ın mesajını tekrar eder, bizim kulaklarımızın işitmediği ancak varlıkta Allah’ı tesbih eden her şeyin donmuş melodiler halindeki seslerine, müziklerine eşlik eder. Böylelikle daimi olarak gökkubbe bu ilahi çağrı ile yankılanır. Doğudan batıya doğru birbirini takip eden namaz vakitlerini bildirmek üzere müezzinler günün yirmi dört saati boyunca bu çağrıyı tekrar etmekte, biri diğerine devretmektedir.
Ezan, Arapça sözleri ve bilinen tertibiyle okunmalıdır. «İslam hukukçularına göre bir şehir halkı toplu olarak ezanı terk edecek olursa bu şehir halkına karşı mücadele edilir. Bu konuda bilginler arasında tam bir ittifak vardır.» (Bkz. İslam Ansiklopedisi, TDV, Ezan maddesi.)
Böyle bir hükme sebep teşkil eden husus, tarihsel olarak ezanın aynı zamanda hükümranlığı, bağımsızlığı ve bir toprak parçası üzerinde yaşayan insanların özgürlüğünü temsil etmesidir. Bu çerçevede yerine göre hiç namaz kılınmayan mescitlerde bile ezan yüksek sesle okunmuş, okutulmuştur.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder