29 Ağustos 2005

2004-2005 BAİHL mezunları, bazı görüşlerim ve BİHMED...

Öncelikle genel sonuç:
Toplamda 54 öğrenci arkadaşımız ÖSS'ye başvurmuş 2004-2005'te BAİHL'den mezun olanlardan.
Bu arkadaşlara ve diğer mezunlara İslâm dolu bir hayat dilemek istiyorum. Çünkü bilindiği üzere bu, iyi dileklerin en üst mertebesi.

54 arkadaşın 42'si Eskişehir Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi'ndeki (AÖF) bölümlere yerleştirilmişler. Ağırlıklı olarak İlahiyat Önlisans ve ardından da İşletme tercih edilmiş. Bunun yanı sıra Sosyal Bilimler, Çalışma Ekonomisi, Dış Ticaret, Halkla İlişkiler, Ev İdaresi, Kamu Yönetimi, Maliye de, arkadaşlarımızca AÖF'de tercih edilen bölümler arasında.

Geriye kalan öğrenci arkadaşımızdan 2'si KKTC'deki üniversitelere kaydolmaya hak kazanırken, 4'ü Erzurum, Konya, Ankara ve İstanbul'daki İlâhiyat Fakültelerine, 2'si Uludağ Üniversitesi İlköğretim Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmenliği'ne yerleştirilmişler. 1 arkadaşımız İstanbul Üniversitesi'nde İletişim Sanatları ve Reklamcılık okumaya hak kazanırken, 2 öğrenci arkadaşımızdan biri İnşaat diğeri de Halkla İlişkiler meslek yüksek okuluna yerleştirilmişler. Bir arkadaşımız da uzaktan eğitim yöntemiyle öğrenim görülen bir okula yerleştirilmiş...

Hayırlı olsun diyelim. (Ben daha önce, sitedeki çeşitli haberlerde ve başka yerlerde bu konuda çok şey demiştim. Artık bu kadarını söylemeyi yeterli buluyorum.)
Özellikle İlahiyat Fakültelerine yerleştirilen arkadaşlar ve İDÖB'e yerleşenler, umuyoruz ki oturacakları sıraların ve görecekleri öğrenimin "daha bir" hakkını verirler.

Ben 2004-2005 mezunu arkadaşların büyük çoğunluğunun (zorunlu) tercihi olan Açık Öğretim Fakültesi hakkında bilgi ve tecrübelerimi paylaşmak istiyorum:
Bir defa, AÖF'den mezun olmayı başaranlara verilen diplomada "Açıköğretim Mezunu" İbaresi yer almıyor. Anadolu Üniversitesi'nin örgün eğitim tarzında eğitim vermesi de söz konusu ve örgün bölümünü kazanıp oradan mezun olanlarla aynı diplomanın açıköğretim mezunu öğrencilere de verildiği belirtiliyor.
"Mezun olmayı başaranlar" dedim, çünkü kaydolup da vazgeçen çok öğrenci oluyor. Açıköğtetim'de okumak gerçekten güç bir hadise, çünkü örgün eğitim veren bir okulda değilsiniz ve dolayısıyla ders görmüyorsunuz. Fakat sınavlarda derslerden doğal olarak sorumlu oluyorsunuz. Bu, "derslere ciddi manada çalışmak gerek" anlamı taşıyor. Açıköğretim olduğu ve okula gidilmediği için, bir yerde çalışma durumu da söz konusu olur ise bu defa işler sarpa sarıyor, ders kitaplarına çalışmak ve bir yandan da bir işte çalışmak -hele de alışana dek- çok ağır gelebiliyor.
AÖF, tıpkı ÖSS gibi bir "sektör" halini almış durumda. Hemen hemen bütün derslerin "yardımcı kitap" denen özet bilgiler içeren kitapları, yan kuruluşlarca piyasaya sürülüyor. Açıköğretim kurslarında da bir dersten yardım almak/öğrenim görmek, bazen bir yıllık AÖF harcına denk gelen meblağda ücret ödemekle mümkün olabiliyor...

Örneğin İşletme bölümünde okuyorsunuz. Eğer derslere okulca verilen kitaplardan çalışırsanız (ki bu yöntem zor görülüp çok az tercih ediliyor), o zaman gerçekten İşletme hakkında bilgi sahibi bir birey olabiliyorsunuz. Çok güzel dersler var; Ticaret Hukuku, İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku, Vergi Sistemi, Çeşitli düzeylerde muhasebe bilgileri vs. vs. Borsa nedir, para olgusu, enflasyon, piyasalar ve binbir türlü ekonomik-iktisadi konular hakkında yabana atılamayacak kadar bilgi edinmek mümkün oluyor.
Hem sosyal-ticari ve cari hayatta olan hemen herşey hakkında az-çok bilgi edinmiş ve hem de sınavlarda başarı gösterebilmiş oluyorsunuz. Bu, çok zevkli bir hadise oluyor.
Lâkin düzenli bir şekilde çalışılmadığında, tam bir yük oluyor AÖF.
İHL mezunları -genelde- Matematik'le iyi anlaşabilmenin kendilerine öğretilmediği insanlar olduğundan açıköğretimde İktisat, İşletme gibi bölümlerdeki Matematik'ten sıkılıyorlar. Pek çok arkadaşın bu yüzden okulu bıraktığını biliyorum... Ama "Matematik'le sorunum yok, sadece iyi ders verebilecek bir hocaya ihtiyacım var" diyenlerin işi kolay oluyor, bir kursa giderek ders almak kâfi gelebiliyor geçmek için..

Hâsıl-ı kelâm, AÖF öğrencisiyim diye üzülmemeli, iyi değerlendirmeliyiz. Kendimizi geliştirmeyi başarırsak, aranan insan olabileceğiz demektir. Bu da bizim için okulun iyi bir meyve vermesine yetecektir.


Şimdilik AÖF hakkında söyleyeceklerim bunlar.

Biraz da BİHMED'e değinmek istiyorum.
BİHMED, bastırdığı bir afişle öğrencileri İHL'ye davet ediyor. Bursa'daki İHL'lerin teknik anlamda kusursuz okullar olduklarına vurgu yapılıyor...
Ben bir evlâdın İslâm'ı bilmesinin, onun iyi bir insan olabilmesinin birinci sorumlusunun anne-baba olduğunu düşünüyorum.
Pek çok anne baba, evladını İHL'ye verdiğinde herşeyin hallolacağını sanıyor. Sonuç itibariyle herşeyin hallolması bir yana bazen herşey berbat da olabiliyor.
7 Sene İHL'de okumuş ama Kur'an okumayı bilmeyen, namaz kılmayan öğrencilerimizi nereye koyacağız? Bunların suçlusu/sorumlusu kim?
Anne-babalara, çocuklarını İHL'ye verdikten sonra onlarla daha fazla ilgilenmeleri gerektiği, kayıt esnasında söylenmeli.
Pek çok ailenin evladı İHL'de okumasına/mezun olmasına rağmen, İslâm'a zıt bir yaşam içre. Tamam, herkes İslâm'ı benimsemek zorunda değil elbette, Allah serbest bırakmış. Ama hiç mi kötü koşulların etkisi yok?
Söylemek istediğim şu:
İHL'lere öğrenci yığmaktan ziyade mevcut öğrenciler ihya edilmeli bana göre.
Öğrenciler sistemli bir şekilde derslere motive edilmeli, tatminkâr ödüller eşliğinde ödüllendirilmeli. Çalışılmalı-çabalanmalı.
Artık klasik yöntemlerle çok büyük başarıların elde edilemeyeceği idrak edilip o doğrultuda çalışmalara yapılmalı.
Mezunumuz az olsun ama öz olsun. Aranan insanlar olsunlar, kaliteli insanlar olsunlar. Kültür düzeyi yüksek, hayatla barışık ve başarılı insanlar olsunlar. Güzel hasletlerin sadece okulu tanıtan kâğıtlarda, afişlerde yer aldığı okullar olmasın İmam Hatip'ler..
BİHMED, enerjisini senede bir-iki pilav günü/iftar vs. düzenlemekle yitirmemeli. Çünkü böyle olunca, karşımızda çok soğuk ve işlevsiz bir kuruluş oluyor.
Okullarımızın mevcut imkânlarını daha iyiye taşıma yönünde, öğrencilerin "daha bir öğrenci olabilmeleri" yönünde tüm imkânlar seferber edilmeli.
Bir "burs sistemi" kurularak işe neden başlanmasın?
Bir "aktif başarı ödüllemesi" sistemi neden kurulmasın?
Neden ayda bir, iki ayda bir bütün ihl'lerin katıldığı küçük organizasyonlar düzenlenemesin?
Neden çalışılmasın, çabalanmasın?
Daha aktif, daha işlevsel, daha güzel konumda bir BİHMED olsun istiyorum. BİHMED, gerçek manada Bursa İmam Hatip Mezunları ve Mensupları Derneği olsun istiyorum. Yoksa sadece oturulup sigara içilen, maç, film, haber; TV izlenen, argo ifadeyle "lak lak edilen" lokaller zaten var. Bunlara ihtiyaç yok! İhtiyacın neye olduğu bellidir, o yönde çalışmalar yapılmalıdır.
Şimdilik bunları söylemekle yetinmek istiyorum.
Sağlıcakla kalınız.
[Abdurrahman Y. 29.08.05]

Hiç yorum yok: