Bugün düştüğüm tekrardan
erken kalktım.
(esnemeden)
Konuyu dağıtmak için ofisi basan fillerin üzerine alınabileceği tarzda yazılar yazmak bir çizgi film orkestrasında ney üflemek kadar güç. Fillerin yırtmaçlarına evrenin pilesi diye sarılan ahkam kesmekle kumaş kesmeyi aynı döngüde kısırlaştırmış kişiliksiz terzilerin yanında dünlük tutuyorum, bugün yok ki...
Fikir fillerinin beyinlerinin yırtmaçlarından görünenlere “Fil aklı işte” hizasında bakmaktan öteye geçemediğim için bu tarafta kalmak en iyisi. Sırt sıvazlamak için bulaşık süngeri kullanmak lümpen bir tiryakiliğin içinde yüzme bildiğime bile sevinemeyişimle bütünleşmiş durumda.
Ellerindeki tesbihlerini sağa araba çekmek için kullanan trafik Müslümanlığı nedense garibeliğe dönüştü. Göbeği için ayrı bir entari diktirmek zorunda kalan bu anlayışın içinde serinlik aramanın imkansızlığıyla plastik haritalarda demir eksikliğinden dolayı toprak yiyen plastik savaşçıların akşama misafirleriyiz. Hepimiz akşamayız. Hepimiz herkesliği kabul ettikten sonra her şey olmayı garantileme şapşallığına düşmüşlerin elinde özgür kahkahalarız.
Hepimiz toprağa defnedilen palyaçoların arkasından onu en komik şekliyle hatırlayıp hatıra tazeleyen gravatlı timsahların ceket üstü tutsak karizmalarıyız. Üç dakika sonra homojen nakaratlara dil bağlayan kötü sesli sert sessizlerin açık ünlüleriyiz. Dışımızı içimize geçiren ve tersten başlayan bulantıların ensesinden bir yer satın almış, bu yer içerisinde aklı kısır, akılsızlığı çocuklu varlıkların erimiş peterpanlarıyız.
Fil ordusunu çekirdek yiyerek karşılayan “Akşama ne yapalımcıların kırk yıl hatrı olan sahte matematiksel kahvelerinden içmeyi düşündüğüm zaman şimdiye kadar hiç düşünmediğimi düşünür ve kendi gözlerimden düşerim..
Bu yüzden fildişlerini beyazlatmaya çalışanların ilk işi mesaiye kalmış ahmaklıklarını aklamak olmalı…
Bir poşet duvar aldım...
Örmeye vaktim yok….
erken kalktım.
(esnemeden)
Konuyu dağıtmak için ofisi basan fillerin üzerine alınabileceği tarzda yazılar yazmak bir çizgi film orkestrasında ney üflemek kadar güç. Fillerin yırtmaçlarına evrenin pilesi diye sarılan ahkam kesmekle kumaş kesmeyi aynı döngüde kısırlaştırmış kişiliksiz terzilerin yanında dünlük tutuyorum, bugün yok ki...
Fikir fillerinin beyinlerinin yırtmaçlarından görünenlere “Fil aklı işte” hizasında bakmaktan öteye geçemediğim için bu tarafta kalmak en iyisi. Sırt sıvazlamak için bulaşık süngeri kullanmak lümpen bir tiryakiliğin içinde yüzme bildiğime bile sevinemeyişimle bütünleşmiş durumda.
Ellerindeki tesbihlerini sağa araba çekmek için kullanan trafik Müslümanlığı nedense garibeliğe dönüştü. Göbeği için ayrı bir entari diktirmek zorunda kalan bu anlayışın içinde serinlik aramanın imkansızlığıyla plastik haritalarda demir eksikliğinden dolayı toprak yiyen plastik savaşçıların akşama misafirleriyiz. Hepimiz akşamayız. Hepimiz herkesliği kabul ettikten sonra her şey olmayı garantileme şapşallığına düşmüşlerin elinde özgür kahkahalarız.
Hepimiz toprağa defnedilen palyaçoların arkasından onu en komik şekliyle hatırlayıp hatıra tazeleyen gravatlı timsahların ceket üstü tutsak karizmalarıyız. Üç dakika sonra homojen nakaratlara dil bağlayan kötü sesli sert sessizlerin açık ünlüleriyiz. Dışımızı içimize geçiren ve tersten başlayan bulantıların ensesinden bir yer satın almış, bu yer içerisinde aklı kısır, akılsızlığı çocuklu varlıkların erimiş peterpanlarıyız.
Fil ordusunu çekirdek yiyerek karşılayan “Akşama ne yapalımcıların kırk yıl hatrı olan sahte matematiksel kahvelerinden içmeyi düşündüğüm zaman şimdiye kadar hiç düşünmediğimi düşünür ve kendi gözlerimden düşerim..
Bu yüzden fildişlerini beyazlatmaya çalışanların ilk işi mesaiye kalmış ahmaklıklarını aklamak olmalı…
Bir poşet duvar aldım...
Örmeye vaktim yok….
(Esra Elönü - 20.08.2005 - Milli Gazete)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder