Bir yazımda Yelda Eroğlu'nun "Sokaklarda başı külahlı manyaklar dolaşıyor.
Kendinizi yılbaşı kâbusundan koruyun." ifadelerine yer verip "Şükran Günü hindisi", "Kristmıs Ağacı" ve "Noel Baba"nın Müslüman bir toplumda genel kabul görmeye başlamasını içime sindiremediğimi söyledim ya… Dostlarımıza ait bir internet haber sitesinde Bekir Coşkun'laştığımı yazmışlar. Bekir Coşkun'un Müslümanlara hakaret etmesi gibi, ben de yılbaşını kutlayanlara hakaret etmişim.
Farklı hayat tarzlarına tahammülüm yokmuş. Al Hakan Albayrak'ı, vur Bekir Coşkun'aymış.
Allahumme Sabirîn!
Bu nasıl mantık yahu?
Ben, "Ey Hıristiyanlar! Sizin bu Noel Baba hayranlığınız var ya, tam bir manyaklık!" mı dedim?
Hıristiyanların "Şükran Günü", "Noel" veya "yılbaşı" kutlamalarına bir laf mı ettim?
Bırakın Hıristiyanları, Müslümanların yılbaşı kutlamaları bile o yazının konusu değildi.
"Noel Baba bizim neyimiz olur?" diye sordum ben. Ve merhum Arif Nihat Asya'nın 40 yıl önce yazdığı bir yazıyı naklederek, hiçbir şeyimiz olmadığını, içimizde Batı ajanı olarak bulunduğunu, Türkiye'yi İslam ülkesi olmaktan çıkarma tezgâhında bir güzel kullanıldığını anlatmaya çalıştım.
Bu gibi yazılar, farklı bir hayat tarzına hakaret değil, kendi hayat tarzımızı koruma (daha doğrusu kurtarma) çabası olarak görülmeli değil mi?
Ne yani; bir televizyon programında kelimesi kelimesine "İslam şeytani bir dindir" diyen ve İkiz Kuleler'e saldırının faturasını "İslam inancı"na çıkaran ABD'li protestan fundamentalist vaiz Franklin Graham'ın Türkiye'deki adamlarının misyonerlik faaliyetlerini alçaklık olarak nitelediğimiz zaman da Bekir Coşkun'laşmış mı oluyoruz?
Farklı dinlere saygısızlık etmiş mi oluyoruz?
Hoşgörüsüz ve antidemokratik davranmış mı oluyoruz?
Toplumun mahvedilmesine seyirci kalmamız isteniyor!
Üzerimizden silindir geçerken gıkımızı çıkarmamamız isteniyor!
"Elhamdülillah Müslüman'ız, ama bunun hiç önemi yok" dememiz isteniyor!
Öyle "hoşgörülü" ve "demokrat" olmalıyız ki, düşman (evet evet, DÜŞMAN) bizim Müslüman kimliğimizi alenen tahkir ve tezyif ederken ve üstelik bizi de kendi Müslüman kimliğimizi alenen tahkir ve tezyif eder hale getirmeye çalışırken "Buyrun efendim, devam edin efendim, in Turkey no problem efendim" demeliyiz!
Bunu istiyorlar!
Dostlarımıza ait o internet haber sitesinde bana saldıran kardeşim kızacak ama ben böyle diyecek kadar manyak değilim!
Hamiş:
Plajda göğüsleri açık halde güneşlenen bir kadın ve altında "In Turkey No Problem" (Türkiye'de sorun değil) yazısı...
Böyle bir kartpostal var.
Turistlere itimat telkin eden bir kartpostal...
"Türkiye denince aklınıza Müslümanlık, ar, haya, namus, ahlak filan geliyordur, ama yanılıyorsunuz; Türkiye bunları aştı; Türkiye bir İslam ülkesi olmaktan çıktı; Türkiye'nin mentalite olarak Batı ülkelerinden hiçbir farkı kalmadı" mesajını veren bir kartpostal...
"'Noel Baba' neyimiz olur?" diye sorduğum için bana buğzeden o kardeşimin yazısını okurken, bu kartpostalı hatırladım.
Üzgünüm.
(Hakan Albayrak, 09.01.06, Milli Gazete)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder