Kaldırılamayan enkazların ve yerlerinden oynayan dağların altında kalan onbinlerce cesedi anlattı…
Hâlâ ulaşılamayan köyleri anlattı…
Soğuktan donarak ölenleri ve bölgeye en kısa zamanda yeteri kadar çadır ve battaniye gönderilmemesi halinde ölebilecek olanları anlattı…
Yaralıları anlattı…
Ağlayanları anlattı…
O korkunç depremin korkunç etkilerini anlattı işte.
Ama gölümüze sürur veren güzel şeyler de anlattı.
Kızılay’ın, İHH’nın, Saadet Partisi’nin, “Kimse Yok mu?” ekibinin, Deniz Feneri Derneği’nin ve bazı belediyelerimizin canla başla çalışarak yaptığı muazzam işleri anlattı…
Bu işlerin hayati önemini anlattı…
Pakistanlıların Türkiye’yi nasıl baş tacı ettiklerini, Türkiye denince nasıl heyecanlandıklarını ve cân-ı gönülden nasıl “Allah razı olsun” dediklerini anlattı…
Dedi ki:
“Yara çok büyük ve mevcut gayretler yarayı kapatmaya yetmiyor. Ama en büyük ve en etkili gayret Türkiye’nin gayreti. Türkiye olmasaydı Muzafferabad tamamen çökerdi. Halk bunu biliyor ve Türkiye’yi el üstünde tutuyor. Ömrümde bu kadar itibar görmedim. Tabii, Pakistanlıların Türkiye sevgisi köklü bir sevgi. Bir zamanlar İstanbul’a duyulan bağlılıktan kaynaklanan özel bir sevgi. Türkiye’yi hep önder olarak görmek istiyorlar, Türkiye ile hep iftihar etmek istiyorlar, onun için Muzafferabad’daki konumumuza çok seviniyorlar. ‘Bizim Türkler herkesten önce geldi (Bölgeye ilk intikal eden kuruluş İHH oldu- ha) ve herkesten çok yardım ediyor. Batılılar onlara yetişemiyor” diyerek Türkiyeli kardeşleriyle iftihar ediyorlar. Muzafferabad’da Amerikalılar da var. Birinci sınıf bir hastane kurmuşlar. En zor ameliyatlar orada yapılıyor. Fakat kimse iltifat etmiyor Amerikalılara. ‘Herkes sivil hastane kuruyor, onlar niye askeri hastane kurdu? Herhalde topraklarımızı işgal etmek gibi bir niyetleri var’ diyorlar.”
Cenab-ı Allah, Pakistan’a yardım gönderen ve gönderilen yardımları yerine ulaştıran, Muzafferabad’da şefkat ve merhamet bayrağını yükselten herkesten razı olsun.
Tarihi bir iş yapılıyor ve Cenab-ı Allah bu işi bereketlendiriyor.
Pakistanlı depremzedelere yardımın maddi ve manevi önemi çok büyük.
Kış geldi…
Önümüz kurban bayramı…
Unutmayalım, gevşemeyelim, Pakistan’a yardımı sürdürelim.
Hem de artırarak sürdürelim.
Haydi, yeni bir yardım atağı, bismillahirrahmanirrahim…
(Hakan Albayrak, 13.12.2005, Milli Gazete)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder